21.12.16

Umutlarımın arasından "güneş" topla benim için

Yazan: Ukturk | 21.12.16 | Kategori: , , , | 3 Sesime ve fiziğime güveniyorum

Yağmur yağmıyordu artık kurumuştu her yer. Terk edilmişti her adım, hayat yoktu artık. Başka bir yer de yoktu gidecek. Olsa ne olacaktı gidecek miydim sanki? Yaşayamazdım ki başka yerde. Ne yapardım, olmaz gidemezdim belki tekrar bahar gelir diye bekledim. Yıllar sürdü, beklenen her şey olmuş ama bir yağmur yağmamıştı. Tam tükendim artık derken damla damla düşmeye başladı "yağmur". Her damlası ayrı bir mesajdı yağmurun. Her damlası bir şeyler anlatıyordu bana. Önce saklamak istedim her damlayı. O kadar çok beklemiştim ki her damlayı korumak istedim. Sonra duymaya çalıştım ama ne mümkün. Daha önce bilmediğim bir şeydi bu. Tanımlayamıyordum bile. Ama zamanla alıştım yağmurun sesine, yağmur sesim, ben "yağmur" oldum. Kuruyan topraklarım yeşermişti artık, her düşen damla hayat vermişti tekrar. Yemyeşildi artık dağlarım, çiçek açmıştı her yer. Yağmur dinse de yankılanıyordu "yağmurun sesi" dağlarımda, ovalarımda. Şarkılar söylüyordu bu sesle ırmaklarım. Bahardı sanırım bu, hiç bitmeyecek bir bahar sanki. Daha önce hiç bilmediğim bir ses tam bittim derken koşarak gelmişti. Sonra gitti yağmur, hani sesim olan, dağlarımı yeşerten, ovalarımda çiçekler açtıran "yağmur". Yağmıyordu yine, sesim kısılmış gibiydi. Bitmişti bahar, bitmişti açan çiçekler, yoktu dallarda cıvıldayan kuşlar. Bitmişti, eskisi gibiydi her şey, çoraklaşmıştı topraklarım.


Sonra kış geldi. Soğuktu havalar, kar yağsın istiyordu herkes ama ben hala yağmuru arıyordum. O sevdiğim yağmurun sesini bekliyordum özlemle. Biliyordum yağmayacaktı, yağmadı da zaten. Kar yağdı dedikleri gibi. Her hafta daha çok, daha çok. Yağdı dağlarıma, soldu çiçeklerim, kurudu yapraklarım, bitti özlemlerim.

Belki kardan sonra da güneş açacak. Kardan sonraki ayazda ısıtan güneş. Ohh be dedirten güneş, baharı müjdeleyen güneş. O açan güneş de sensin biliyorum. Zaten çok üşüdüm yağan karlarda. Bitsin artık, sessizce bekliyor umutlarım. Hadiii "umutlarımın arasından "güneş" topla benim için," açılsın yollarım.

*ukturko


9.12.16

Gerçekten merak ediyorum hangi masaldın sen? | Mektup

Yazan: Ukturk | 9.12.16 | Kategori: , , , , | 0 Sesime ve fiziğime güveniyorum

Havanın soğuk, güneşin gözükmediği, ayın bulutlar arasına kaçtığı gecelerde buldum seni. Bulutlar saklamak istemişlerdi seni alaca bir karanlığa. Çektim çıkardım ay ışığı gölgesinde seni. Ortam alaca, loş da olsa ay ışığı gibi parlıyordu güzel yüzün. Işığa gerek yoktu yolumu bulmam için yüzün aydınlatıyordu geceyi,  gece de yolumu. Saçların peki saçların omuzlarında işlemeli bir örtüydü adeta ince ince işlenmiş. Bir balıkçının ağını işlediği gibi örülmüştü sanki. Öyle ustaca, öyle narin, öyle tapılası. Baktıkça her ince telinde başka bir anı gördüm. Hepsinde parmak izlerim vardı, nasıl bırakabilirdim ki onları. Hem ben bıraksam onlar beni bırakmazdı eminim. Hepsi adımı sayıklıyordu sen uyurken. Sen duymuyordun üçüncü rüyanda ama hepsi ibadet eden melekler gibiydi, her tel tek bir isim söylüyordu. O an gümüş şiirler yazmak istedim sana. Ama Cahit yazmıştı onları zaten, ben başka  şeyler yazmalıydım. Nasıl ifade edebilirdim ki seni bilmiyordum. Bir sürü kelime içerisinden hangisini seçmeliydim. Bilemedim hangi sözcük daha iyi ifade ederdi seni veya hangi cümle hangi paragraf ,hangi kitap, hangi roman. Belki de bir masal bir hikaye bilmiyorum. Emin değildim ne yazmam gerektiğinden ama bir şeyden çok emindim. Ne yazarsam yazayım hepsi sendin zaten. Ne fark ederdi şiir olmuş, şarkı olmuş, kitap olmuş veya bir masal. Aslında bir masal olmalıydı yazdıklarım, şiir veya şarkı değil. Onlar posta gazetesinde de yazıyorlardı sonuçta. Bu böyle bir şey değildi. Masaldan başka bir şey olamazdı, bu hissettiklerim. Her bakışın, gülüşün hatta kızışın bile masaldan bir alıntı gibiydi. Yeniden yazmaya gerek yoktu aslında seni.


Hadi söyle, sen masalın kendisiydin değil mi? Sanki daha önce dinlemiş olduğum bir masal. Taa yıllar öncesinden hayal mayal hatırladığım ama yüzümde hala hissettiğim oluşturduğu sıcaklığı, gülümsemeyi. Annemin okuduğu masallardan mısın sen, hani annemin masalda bahsettiği güzel. Saçları gümüşten sırmalı, yüzü ay, gönlü güneş olan.

Gerçekten merak ediyorum hangi masaldın sen?

*ukturko

8.12.16

Uzak iklimlerin sert rüzgarları gibi | Mektup


Merhaba sevgili seray severler. Seray Sever mi kaldı biraz kendini yenile demeyin, eski alışkanlıklardan vazgeçmek kolay mı öyle hiç? Sorarım kolay mı, vallahi değil hiç değil hem de. Çooook uzun zaman sonra neden yazmak istedim bilmiyorum. Antrenmansızlıktan dolayı ne yazacağım duygularımı nasıl ifade edebileceğim hakkında hiçbir fikrim yok. Zaten blog dediğiniz şey "doğaçlama duygusal ifadeler" değil midir? Bak bu tanım çok güzel oldu bu tanımı tescil ettirmek lazım. Böyle eskisi gibi saçma salak yazdığıma bakmayın arkadaşlar çok dertliyim. Derbeder oldum. Kah Müslüm dinleyip "dünya tersine dönse vazgeçmem" diye söyleniyorum kah "aldanma çocuksu mahzun yüzüne terkedip gidecek bir gün" diye. Koskoca ukturk hoca bu duruma düşecek deseler ben de inanmazdım. O yüzden yazı da bu havada olacak. Ben de isterdim "koy götüne rahvan gitsin" tarzından yazayım ama gönlüm el vermiyor. Gönlüm perişan, gönlüm hasta, gönlüm yalnız, gönlüm zorla brokoli yedirilen çocukgönlüm yere düşmüş sakız gibi :( Şimdiden ruh sağlığınıza vereceğim zararlardan dolayı özür diliyorum ve her zamanki gibi küçük çocukları pc başından uzaklaştırıyoruz, bari sizi yıllardır zehirledim o sabiler etkilenmesin. 2023 lider ülke Türkiye için çocuklarımız önemli :( Neyse ne çok gevezelik yaptım bir şey anlatacaktım ben, konuya geçeyim öhöömm.

Cahit Külebi ne demiş bir şiirinde; (fon müziği eşliğinde okuyalım)

"hep yandım, hep ağladım sen yokken,
bir gelsen yangınlardan alsan beni,
bir gelsen dünyalardan alsan beni
bir gelsen şafaksız gecelerden alsan beni" 
Cahit Külebi seversin biliyorum, belki de sevmiyorsun bilmiyorum yazmış oldum artık silemem inşallah seviyorsundur. Sevmiyorsan da seviyor gibi yap lütfen. Aslında neyi çok seviyorsun neyi sevmiyorsun çok iyi biliyorum. Mesela rose şarabı çok seviyorsun en son aldığımız mesela tadı kötüydü hatırlıyorum ama sen seviyorsun diye "hmmm ne kadar da hoş biraz tatlı mı ne" demiştim. Neyse ki sen de beğenmedin de rahat rahat "ayy bu ne be" diyebilmiştim. İyi değildi gerçekten ama hala duruyor dibinde dökecektim lavaboya sonra memur ailesi olduğumuzu hatırlayıp vazgeçtim. Günah yani dökülür mü hiç sen almışsın o kadar uzak diyarlardan içelim diye. Dökmem vallahi, sen gelene kadar dökmem. Belki o zaman dökeriz, içilmez ki o. Ne yapacağız dökmeyip. Dökeriz. Az zaten bi şey olmaz. Ben sana alırım üzülme, memur ailesi olsak da alırız yani. Alemde şeklimiz var sonuçta. Şekil de kalmadı da pek olsun olanla yetiniriz ne yapalım be arım balım peteğim.


Mesela çok çikolata sevmiyorsun. Yalnız aklım fikrim yemekte yine. Bekarlık zor ne yapacaksın. Hani yemek yapacaktım salça bezelye falan almıştım, sen cam kavanoz alma diğerinden al demiştin ya o hala duruyor yapmadım. Konserve nasıl olsa bozulmaz diye bekliyor öylece dolapta. İçimden gelmiyor ki yapmak. Bugün yine döner yedim. Aklıma sen geldin "yeme şunları hep döner hep döner" sözlerin kulaklarımda çınladı. Bıraktım önce bi elimden döneri, bakıştık biraz soslu dönerle. Önce bir tiksindim ama sonra dayanamadım açlığıma yedim, özür dilerim.

Yeni aldığım bilgisayardaki oyunlarımı sildim, oturdum işlerimi yapıyorum sadece saatlerce. Bi de sürekli çay içip, kulağımda kulaklık Müslüm baba dinliyorum. O da olmasa ne yaparım bilmiyorum. Sonra "gümüş şiirler yazdım sen yokken, Berlin biletlerine baktım" aaa ne kadar ucuz dedim. Adını ekledim, sildim ekledim sildim. En sonunda kapadım sayfayı gittim mandalina yedim. Çok ucuzlamış yine bizim burada, memur ailesi olunca topladım 2-3 kilo. Tek başıma haftada 2*3 kilo mandalina yemem normal mi bilmiyorum. Çocukken olduğu gibi soymayıp bıçakla ortadan ikiye kesiyorum 1-2 saniye güzelliğine bakıp mandalinanın mideye indiriyorum sonra. Çok zevkli.

Kuzenimin çocuğu bana dayı diyor. Hatta telefonuna line yüklemiş bana da yükletti beni oradan arıyor okuldan gelince. Görüntülü konuşuyoruz iki gündür. Kızları sordum hemen utandı, dedim oğlum utanma daha çapkınlığa gideceğiz dedim daha fazla utandı ve bu kez kapadı. :) Benim de çocuğum olacak mı acaba dedim sonra gözlerim dolmuş hemen. Salak oldum iyice. Yaşlanıyorum sanırım. Dayı bile olduk bakalım başka neler göreceğiz. Hoca oldum, noel baba oldum, dayı bile oldum bi istediğin gibi olamadım. Sanırım böyle işe yaramaz olarak hayatıma devam edecek gibiyim. Neyse üzülme, Müslüm var Ferdi var dinleyip dinleyip uyuşuyor kafam. Sabah iş var zaten, hayat akıyor. Çok düşünmeyeyim diye çalışıp duruyorum 1 aydır bekleyen iki dosyayı iki günde hazırladım, yazdım çizdim. Düşünsene seneler sonra bloga bile yazdım. Yoksa çekilmiyor be uyku girmiyor "akşam kızılı gözlerime."

xoxo ukturko