6.7.14

İzlanda Rehberi | Reykjavik, Blue Lagoon, Geysir, Gulfoss...

Yazan: Ukturk | 6.7.14 | Kategori: , , , , , , |
Yazı: İzlanda Rehberi | Reykjavik, Blue Lagoon, Geysir, Gulfoss...

Merhaba sevgili İzlanda severler. Bilen bilir 2014 haziran ayı içerisinde (yani daha geçenlerde) bir haftalık bir izlanda seferim oldu, çıkartma yaptım geldim. Ecdadın torunlarıyız sonuçta :) Nasıldı derseniz çok güzeldi gerçekten. İmkanı ve biraz zamanı olanlar kesinlikle bir defa da olsa gidip görmeliler gezmeliler İzlanda bölgesini. Çünkü dünyanın hiç bir bölgesi ile kıyaslanamayacak özelliklere sahip, özellikle coğrafi ve doğa güzellikleri açısından. Kızları da güzel bu arada atlamayalım. Tabii bizim sosyetik çıt kırıldım Paris ve Roma çizgisi dışına çıkmayan kızlara yönelik değil, onlar takılsın bırakın :) Bir ülke düşünün ki hem volkanların hem de buzulların yer aldığı. Ice and fire diye boşuna demiyorlar zaten İzlanda için, hakkını veriyor bu tanımın fazlasıyla.


Adım adım yazacağım, biraz uzun olabilir, zaten bu yazıyı da ilgilenen arkadaşlar okuyacağı için sorun olmaz diye düşünüyorum. Reykjavik, Golden Circle bölgesi, Whale Watching ve Blue Lagoon hakkında bilgiler vereceğim. Kuzeye gitmedik, Reykjavik çok tatlı geldi hoho :) Hatırlatayım, bir bekar gezisiydi bu, tur falan yok belirteyim. Evli çiftlere uygun bir yazı değil o yüzden, gençler toplaşın canlarım ukturk hocanız anlatıyooor :)

Turla gitmediğimiz ve Türkiye üzeriden direkt uçuş olmadığı için Amsterdam aktarmalı olarak gittik. (Biletler kişi başı toplam 2100 TL falan tuttu. Daha ucuza da gelebilir erken alınırsa sanırım) Benim önerdiğim rota bu olacak, çünkü İzlanda'dan önce 2-3 gün Amsterdam'da takılmanızı istiyorum evet evet bunu yapınız. Türkiye ile İzlanda arasında 3 saat fark var zamansal açıdan ve İzlanda'da yaz mevsimlerinde gece olmuyor evet gençler gece yok hep gündüz. Nasıl uyuyor insan derseniz alışıyorsunuz, biz sürekli dolandığımızdan uykumuz gelince uyuyorduk genelde sabahları uyuduk öyle diyeyim ve sıcaklık 10-12 derece arasındaydı bu zamanlarda. Ara ara yağmur yağıyor ama ıslatan tarzda değil böyle ince ince yağıyor, çok tatlı yani. Reykjavik'de öyleydi hep. :)

Havaalanı başkent Reykjavik'de değil Keflavik denilen bir bölgede. Yaklaşık 50 km uzakta bir bölgede, buradan reykjavik'e bağlantıyı araba kiralamadıysanız, Flybus ve türevleri tur firmaları gerçekleştiriyor. İki kişi toplam 5000 ISK kitlediler mesela bize 50 km için. 1 Euro yaklaşık 150 ISK ediyor. (Icelandair sanırım bunu kendisi karşılıyor biz Wowair ile gelmiştik. Aklınızda olsun)  Bankalarda exchange yaptırabilirsiniz, adamlar kahve ikramı yapıyor bankalarında sıra beklerken, güvenlik yoktu ve bizi güzel bir bayan karşıladı girişte, allahımmm :) İzlanda'nın çooook pahalı olduğunu söylemişlerdi, daha iner inmez tecrübe etmiş olduk, aklınızdan çıkarmayın pahalı gençler, iliğinizi sömürür dikkat etmezseniz :)


Kalacağımız yeri airbnb'den tuttuk. Oteller çok pahalı, süper pahalı. Hilton ve Grand Hotel sanırım top otelleri ama şehrin biraz dışındalar. Zaten bekar genç bir insan neden gitsin otele o kadar bayılsın değil mi, otele vereceğiniz tomarla parayla çok daha güzel şeyler yapabilirsiniz. Zaten oraya kadar gidip otelde kalan ya yaşlıdır ya evlidir ya da ergendir, net yani :) Biz şurada (https://www.airbnb.com.tr/rooms/905741?s=fgJZ) kaldık. Apartman tipi odalar kiralanıyor. Mutfak, 2 banyo ve 2 tuvaleti var ortak olarak. Her gün temizleniyor. Mutfakta tavaya kadar her şey var. 9 oda var toplamda ama hepsi aynı anda dolu olmadı hiç. Gayet temiz ve Reykjavik'in tam göbeğinde daha merkezi yok öyle diyeyim. Özellikle reykjavik etrafında takılacak, turlara katılacak olanlar için on numara seçim. Fiyatı da izlanda şartları açısından gayet uygun. Yemeğe çok para vermek istemeyenler bunu seçsin, çünkü hem damağınıza göre yiyecek bir şey yok hem de çok pahalı. McDonald's falan da yok maalesef. Yanında hemen süper market var biz biraz ilerideki bonus adı verilen yerden aldık. Büyük bir market her şeyi bulabileceğiniz. Euroshopper logosu olanları tercih edin, daha ucuz oluyor onlar. Menemen yaptık amerikan kızlarla yedik ya, daha ne olsun :)) Evde kalanlar gayet iyi çocuklardı hep, hiç dallama olmadı, odamızın kapısını kitlememeye başladık biz zamanla, herkes birbirine selam veriyor, gülümsüyor paylaşıyor. İşte bu medeniyet bu diyorsunuz :)

Bir rehber niteliğinde olmasını istediğimden daha gezemedik dikkat ediyorsanız. Lojistik tamamlandı artık gezebiliriz :)

1. Blue Lagoon ve Whale Watching

Öncelikle bunlarla ilgili bilgi vereyim. İkisini bir ele aldım farklı şeyler olmasına rağmen. Bu ikiliyi biz bir tur firmasından paket olarak satın aldık. Kişi başı 15.000 ISK. Ayrı ayrı aldığınızda daha pahalı ve sizin tüm ulaşım işleminiz de içinde. Sizi kaldığınız yere bırakıyorlar geri. Special Tours firmasından, tavsiye ederim, özellikle whale watching gezimiz sırasında gayet memnun kaldık. Okyanusa Andrea adı verilen bir gemi ile açıldık. Saat 09:00'da başladı 12:20 gibi geri döndük. Gezi sırasında balinaları, puffins ve yunusları dikizliyorsunuz. Şu fani ömrümde bunu da yaptım ya daha isterim dedim bir an. Gayet güzeldi özellikle yunusları doğal alanlarında izlemek. Okyanus gezisi de cabası tabii. Kesinlikle yapın. Aynı zamanda size yeşil soğuktan ve yağmurdan koruyan tulumu da ücretsiz veriyorlar. Kalın kalın giyinmenize gerek yok. Old harbour adı verilen yerde bu tur firmaları ve gemileri. Oradan rezervasyon yapabilirsiniz, sanırım internet üzerinden de yapılıyor ama biz yerinde görmek istedik.


Okyanusta balina ve yunus dikizlemeye çalışırken yorulduk tabii dinlenmemiz gerek saat 12:45 gibi tur firması bizi old harbour önünden otobüsü ile aldı ve blue lagoon dediğimiz cennete götürdü yaklaşık yarım saat falan sürdü sanırım uyuduğum için tam hatırlamıyorum. Otobüslerde internet bağlantısı da mevcut bu arada. İyi ki bu ikisini bir paket halinde almışız dedik gidince. Bu mekanın her yeri volkanik arazi, böyle yağan küllerden dolayı oluşan şekiller falan, başka hiç bir şey yok. Fantastik gerçekten, dışarısı çok soğuk ama suya girince (termal su açık hava) ohh be diyorsunuz :) Harika bir deneyim gerçekten, atlamayın burayı. Kolunuza manyetik bir bileklik veriyorlar bununla suyun içinde kurulmuş yerden büfe diyelim biz içeceklerinizi alabiliyorsunuz, para derdi yok yani. Sonra çıkarken ödüyorsunuz, gayet güzel bir çözüm. Büyük plastik bardak bira 1000 ISK bu arada. Süresi falan yok bu arada blue lagoon'nun, bizim geldiğimiz turun saat 21:15'e kadar reykjavik'e otobüsleri vardı her bir saatte bir kalkıyor. Biz 3 saat durduk burada, buruş buruş oldum haha :) Suyun rengi gök mavisinden de açık, fotolardan gördüğünüz gibi. Gidiniz :)

2. Golden Circle (Skalholt, Gulfoss, Geysir Strokkur, Tingvellir National Park)

İzlanda'ya geldiyseniz bu hattı da gezmek zorundasınız. Biz buna para vermedik. Daha önce internetten tanıştığım bir izlandalı grup ile beraber gerçekleştirdik. Beni çok sevdiler hehe :)) Bu da epey bir para aslında, şanslıydık :) Öncelikle Skalholt dediğimiz yere gittik, burada kilise var ama çimden bir kilise mevcut, üzerinde çim var bildiğiniz kendisi tahtadan. Anlattıklarına göre eski ve mazisi olan bir yermiş. Fotoğraf çekilmek için güzel bir yer. Buna benzer bir kilise daha varmış izlanda'da sanırım.


Daha sonra Gullfoss dediğimiz yere gittik. Bu sonunda yer alan foss şelale falan demekmiş. Mesela selfoss diye bir yer daha var güneyde, sanırım orada da şelale var :) Evet burası bir şelale bölgesi ama ne şelale. Harika bir alan ve gayet büyük. Merdivenlerden inip şelalenin yanına kadar geliyorsunuz ve ıslanıyorsunuz. Bizim gittiğimizde daha yeni düzenlemişlerdi, eski hali daha farklıymış. Öyle bir çağlıyor ki, fiskiye etkisi yapıyor ve bazı bölgelerde ıslanıyorsunuz ama ben çok eğlendim :) Fotoğraf çekmek, şöyle güzel bir manzara görmek ve bence eğlenmek için güzel bir yer. Şelale gerçekten çok güzel. Buraya golden waterfall da deniliyor bu arada. Yukarıda bir restaurant da mevcut, dilerseniz yemek yiyebilirsiniz bir şeyler içebilirsiniz ya da hediyelik eşya falan alabilirsiniz. Paşa gönlünüz bilir canlarım :)

Strokkur ve Geysir. Bu ikisi aynı bölgede. Anlatması çok zor. Harika bir deneyim ve heyecan verici bir şey kesinlikle. Evet volkanik bir oluşum ve yerin altından 5-6 dakika aralıklarla yaklaşık 35-40 metre yükselen sıcak bir su ve siz :) Suyun sıcaklığı 80-100 derece arasında değişiyormuş, acaba sıcak mı diye deneyeyim demeyin diye uyardılar beni :) Ama denedim nasıl mı? Şimdi biz bunun önüne geçtik su fokurduyor falan önünde video çekeceğiz patlarken bekliyoruz, neyse işte  patladığı an rüzgar ters esti ve etrafımda benim gibi bekleyen herkes bir güzel ıslandı hem de ne ıslanmak. Bir an aha haşlanacağız çok güzel çocuktum derken suyun yere inerken ılık bir hal aldığını anladım üzerime düştüğünde :)) O yüzden ıslanmaktan korkmayın, videonuzu çekin önünde, herkes çekiyor. Ekip de eğlenceli olunca fazlasıyla eğlendik, unutamayacağım bir gün olmuştu geysir gerçekten, bak özledim şimdi :)


Son olarak bu gün boyu süren gezinin son noktası Tingvellir ulusal parkına gittik. İzlanda'da sanırım iki tane daha ulusal park var. Bu en büyüğü değil. En büyük olanı ülkenin doğusunda kalıyor, güzel diyorlar görmedim :) Bu biraz küçük olanlarından eski parlemento falan var eski çağlardan kalan. Tarihi ve önemli bir bölge yani. Görmenizi tavsiye ederim. Unesco'nun listesinde olan bir yer. Kampçılar için kamp bölgeleri falan da mevcutmuş burada. Yine tabii doğa güzellikleri mevcut, çok yorulduğumdan dolayı burayı öyle dolandım sadece, yaşlandım artık :))

3. Reykjavik

Evet bunu sona bıraktım :) Burası ülkenin başkent bölgesi, bir nevi hayat burada akıyor, geri kalan yerler turistik gezelim görelim amaçlı yerler. Burada turistik gezi için öncelikle gitmeniz gereken yer şehrin tepesi diyebileceğimiz bir yerde olan ve değişik mimarisi ile büyüleyen kilise. İsmi bir garip o yüzden google bakıp yazdım ismini :)) Evet ismi, Hallgrímskirkja. Hak verdiniz bana değil mi isim konusunda :) Mimari gerçekten çok hoş ve benzersiz, içi bildiğiniz kilise gibi. Kilisenin en üstüne çıkabiliyorsunuz asansör maarifyetiyle ve oradan reykjavik manzarası fotoğrafı çekebiliyorsunuz. Ama hatırlatayım çok yüksek olduğu için deli gibi esiyor :) Bir dipnot yukarıya çıkmak içi bilet almanız gerekiyor 5 euro alıyorlar ama biz vermedik, izlandalı arkadaşlar almayın bakan yok yukarıda dedi, gerçekten asansöre bindik çıktık kimse bilet sormadı, o yüzden bilet almayın direkt binin girişin hemen solundaki asansöre ve son kat. Bu iyiliğimi unutmayın :)

Gelelim kızlarına evet :) Buranın ana caddesi Laugavegur adı verilen cadde. Her şey burada dönüyor, zaten bizim kaldığımız yerde bu sokağın hemen göbeğindeydi. Nüfus çok az olduğundan bir insan seli beklemeyin ama en hareketli yeri burası. Böyle sakin bir şeyler içebileceğiniz sohbet edebileceğiniz izlandalılar arasına karışacağım bir yer istiyorsanız bu cadde içinde Bunk Bar adı verilen bir yer var, buraya gidin. Gayet güzel bir yer, bir viking birası içmeden ayrılmayın, keyfe göre 6 çeşit bira var. Stout tavsiye ederim evet orada da irlanda birası içtim. Saat gece 01:00'e kadar açık. Kız tavlayabilir miyiz buradan derseniz düşük bir ihtimal ama bizim kuzen bir tane tavladı, o da onun başarısı bence, ayda yılda buraya düşen kekliği o avlamış oldu :) O amaçla gelmeyin o yüzden, saat 16:00-20:00 arası happy hour vakti. Bira fiyatları yarıya düşüyor. Normalde 900 ISK verdiğiniz biraya 500 ISK veriyorsunuz. Bir çok mekanda da var bu olay bu arada. Sormaktan çekinmeyin. Bir de Türk'lere karşı herhangi bir önyargı görmedim, hep güzel karşıladılar. Ya da biz çok seveceniz bilmiyorum. Ülkemizi çok iyi temsil ettim yani :)


Hafta içi gece hayatında pek hareket yok. Ama haftasonları hareket geliyor merak etmeyin.

Buradan tanıştığım bir kız (evet sarışın) beni Dillon adı verilen bir rock bar'a götürdü, beni kaldığım yerin önünden bir golden renk golf ile aldılar (şaşırmayın kızlar çok farklı) evet bir kız grubuydu bunlar ve hepsi manken olabilecek güzellikteydi. Bir arabanın içinde bu kadar sarışın bir arada hiç görmemiştim. Bir an öldüm cennetteyim hissettim. Gayet hoş sohbetli, kasıntı olmayan harika kızlardı gerçekten. Beni buralara gömün dedim :) İki katlı bir mekan benim gördüğüm kadarıyla, her türlü tip var, punkçılar ayrı takılıyordu, rahatsız tip yok, eğlenmek için güzel mekandı bence rock müzik sevenler için. Her yeri dövmeli kızlar yok, normaldi bir çoğu. Burada biraz dans falan ettik ve sonra bu kız beni aldı bu kez palomaydı sanırım böyle bir yere götürdü, burası daha hareketli bir yerdi. Tavsiye ederim. Güzeldi yani  hoho :) 

Daha yazacak çok şey var ama yoruldum ayrıntılı bilgi isteyen arkadaşlar bana blog üzerinden ya da şuralardan ulaşabilir. twitter.com/ukturk ve kaanukturk@gmail.com Kısacası gidip görün imkanınız varsa, dünyaya bir daha mı geleceksiniz :)

Not: Araba kiralamayı düşünen arkadaşlar havaalanından kiralamayın çok pahalı. Şehir merkezinde geysir rentcar var Laugavegur caddesi üzerinde. Oradan kiralayın mesela manuel bir hyundai i10 baz modelin günlüğü 7200 ISK 4 gün kiralarsanız 19000 ISK falan. İzlanda için çok uygun fiyatlar. Teslimi de havaalanına yapabiliyorsunuz. Yok jeep olsun derseniz fiyat 4 günlük 46000 ISK falan. Arabalar yeni model genelde. Diğer fiyatlarda var elimde isteyen yeşillendirsin. Adios :)

xoxo icelander ukturko :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Toplam 1 Sesime ve fiziğime güveniyorum:

  1. Adsız dedi ki...

    gıdesım geldı ya buyulu bı sehır :))


Leave a Reply