11.7.11

11 Temmuz Srebrenitsa Soykırımı #srebrenica

Yazan: Ukturk | 11.7.11 | Kategori: , , , |
Yazı: 11 Temmuz Srebrenitsa Soykırımı #srebrenica

Şehâdetleri bî çarelerin öyle büyük
Cezalar ki, ona nispetle küçük”


Srebrenitsa, 11 Temmuz 1995


Hani gümüştü adın, hiç görmediğimiz dağlarının altında madenlerin, şifalı suların vardı. Güzelliğin dillere destan! Görmeye gelirlerdi saksonyalardan. Hani sen hep şirin bir Türk şehriydin!

O günlerde gelir miydi aklına? Madenlerinin yerine şehitler çıkacağı toprağının altından. Şüheda kanları fışkıracaktı damarlarından.

Ya o canım güzelliğin! Bir haçlı seferine kurban mı gidecekti. Senin yüzüne atılan kezzap alıverdi de güzelliğini, yüreğimizi yaktığı kadar yakabildi mi yüzünü?

Unutmadım, hatırlamaya lüzum da yok. Hatırlatmaya çalışır gibi bakma şimdi gözlerime. Seni haçlının vicdanına teslim eden bizdik. Vicdan, adalet gibi değerlerimizin önüne “evrensel” kelimesini getirmeyi yeni yeni öğreniyorduk.



Değerlerimizi unutacağımızı anlamayacak kadar kör, seni duyamayacak kadar sağır oluvermiştik.

Apar topar kendimize gelmeye çalıştık, gözlerimizi ovuşturup sana baktığımızda ise manzara vahşetten beterdi. Bakamadık bir süre, anlatamadık birbirimize ne gördüğümüzü.Pişmanlık, acı ve öfke…

İşte böyle duyguların gölgesinde izah etmeye çalıştık gördüğümüz karanlığı.

Ne evrensel vicdanın, ne evrensel hukukun ne de diğer evrensel palavraların tarafsız olmadığını anlamamız için yeterliydi çığlığın lâkin seni geri getirmeye yetecek kudreti arayışlarımız henüz son bulmamıştı.

Cesetlerini arayan boş kabirlerle dolusun şimdi, Haçlının saçtığı tohumların türettiği zehirli sarmaşıklar sarmış her yanını…

Türk’ün şehri! Türk’ün vuslatı! Tuna misali yataklarımızdan taştığımızda temizleyeceğiz mikroplarını. Öfke ve gözyaşlarıyla bezenmiş yüzünü güzelliğine kavuşturacağımız anın heyecanını yaşattık ümitlerimizde.

Mazine kavuşacağın günü beklerken sen, biz O’nu sana getirebilmenin çabasıyla tutuşacağız. (Eşrefhan Özbay)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Toplam 5 Sesime ve fiziğime güveniyorum:

  1. Ah Srebrenitsa, nasıl da yanar içim sana.Ratko kasabı ise bugünlerde gazetelerde boy gösteriyor,zerre kadar pişmanlık yok meymenetsiz yüzünde..Onu bugüne kadar ise papazlar saklamış,hangi dine sığar acaba bir kasabı kollamak?

  2. Adsız dedi ki...

    Konuyla ilgili affınıza sığınarak bir kaç görsel paylaşmak isterdim ama benim affım pek izin vermiyor buna :|

  3. Adsız dedi ki...

    İşin ilginci, bu söylem Müslüman ve Türklere karşı da kullanılmaktadır: İsviçreli Alexander Dorin, 2009'da yayınlanan Die Geschichte eines Salonfahigen Rassismus [Salon Irkçılığının Tarihi] adlı kitabında, aslında Srebrenica'da ne Soykırım ne de katliam yapıldığını; bu yalanın kendi emellerini (Bosna-Hersek'i kurmak) meşrulaştırmak için Aliya İzzetbegoviç ve Bill Clinton tarafından uydurulduğunu, olaylarda ölenlerin sayısının 2-3 kat şişirildiğini, öldürülenlerin de aslında Bosna Hersek ordusuna mensup askerler olduğunu iddia etmektedir.

    Noam Chomsky de NATO harekatı öncesi çoğu cinayeti Kosova Kurtuluş Ordusu'nun işlediğini, Sırpların NATO saldırılarından sonra silaha sarıldığını iddia eder ve bu yüzden ciddi şekilde eleştirilir. [44-48] Arada bir fark var mı?

    Yunanistan'daki aşırı sağcı basın da, tezini güçlendirmek için Türklerin Ermenilere, Rumlara, Kürtlere uyguladıkları zulümleri sıralayıp; Nazilerin bile Türklerden esinlenerek ve Türklerin imha yöntemlerini kullanarak Yahudi Soykırımını yaptıklarını, Kıbrıs'ta da benzer bir etnik temizlik uyguladıklarını iddia edip, Türkiye'nin Barış Gücü çerçevesinde Kosova'ya asker göndermesini de 'Balkanlara tekrar nüfuz etmek isteyen yayılmacı Türkiye Cumhuriyeti, Kosovalı Müslüman Arnavut azınlığı yıllardır silahlandırdı ve Sırplara karşı kışkırtarak bu isyana sebep oldu. Nitekim Prizren bölgesine Türk askeri yerleştirmeyi başardılar.' [49] diyerek, etnik temizlik sırasının Balkanlara geldiğini ima ediyordu. Bu yorumlarda Türklerin emellerini (Balkanlara geri dönmek) gerçekleştirmek için hem Kosovalı teröristleri yıllardır silahlandırdıkları, hem de Sırpların Kosova'da bir katliam yaptıkları hikayesini uydurdukları iddia ediliyordu. [50] Yine düşünelim, bir fark var mı?

    Sırplara göre de dünyayı, petrol zengini Müslüman elitler ve petrol tröstleri beraberce yönetmektedir: Sırp basınında, Bosna vahşeti sırasında, petrol zengini Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE ve Katar gibi ülkelerin petrol gelirleriyle, Batı'da satın aldıkları şirketlerin listesini de ekleyerek, sık sık dile getirilen “Bazı nüfuzlu Müslüman ülkeler ve petrol endüstrisinde büyük çıkarları olan ABD ve NATO üyesi yardakçıları, önce Yugoslavya'yı parçalayarak zayıflattılar, sonra Bosnalılar eliyle Avrupa'nın göbeğinde bağımsız bir Müslüman devlet kurabilmek için, savaş sırasında ortaya çıkan ufak tefek bazı zorlukları abarttılar, gerçeği saptırarak Sırp askerlerini Srebrenica'da Soykırım yapmakla suçladılar ve bu yalanlarını petro-dolarları ile satın aldıkları uluslararası basını eliyle dünya kamuoyuna servis ettiler. Şimdi Kosova'da aynı oyun bir kez daha sahnelenmekte. türü ırkçı savlardan pek farkı yoktur.

    youtube.com/watch?v=i1a-_LzxDyE
    Srebrenica Planned in Washington and Sarajevo
    Excerpt from Dutch television documentary on Srebrenica. Features interview with Hakija Meholic the Muslim police chief of Srebrenica during the war.

    İzzetbegoviç'in, uluslararası kamuoyunu harekete geçirecek, NATO müdahalesinin önünü açacak bir etnik temizliği öngördüğünü ve Srebrenitsa'yı kurban ettiğini iddia eden Boşnak yetkililer vardır ki olayların gelişimi de bunu doğruluyor (1993'teki bir görüşmede Bill Clinton'un Aliya İzzetbegoviç'e "Sırplar Srebrenitsa'da 5.000 kişiyi öldürürse askeri müdahale düşünülebilir" demesi)

    Srebrenitsa'da kenti korumakla görevli bir diğer birlik ise Boşnaklara ait 28. Tümen idi ancak bu tümen saldırı başlamadan kısa bir süre önce kenti terk etmişti. Kentin güvenliğinin sağlanmaması nedeniyle Srebrenitsa'nın düşmesinden Bosna Hersek'in eski Devlet Başkanı Aliya İzzet Begoviç de sorumlu tutuluyor. Srebrenitsa eski polis şefi Hakiya Meholiç'e göre İzzet Begoviç bilerek Boşnak sivilleri sürgüne terk etmişti.

  4. Bir de bunlar yetmezmiş gibi hatırladığım kadarıyla o Hollandalı askerlere madalya takılmıştı :(
    Güçlü olup kendi adaletini uygulamazsan başkalarının adaletine boyun eğersin .

  5. Adsız dedi ki...

    6 Nisan 1941'de Nazi Almanyası faşist İtalyası ile birlikte Yugoslavya Krallığı'na saldırıp ülkeyi parçaladı ve Hırvatistan Bağımsız Devleti'ni kurdu. Bu devletin sınırları içinde yaşayan Müslümanlar, o dönemin ırkçı politikaları gereği en saf ırklardan biri olarak tanımlandılar, hatta Ante Paveliç Balkan Müslümanlarını 'Müslüman Hırvatlar' (yani 'Müslüman olan Hırvatlar') olarak adlandırdı. Bu yüzden Katolikler ve Müslümanlar eşit koşullarla polis (Ustaška nadzorna služba) ve askeri (Hrvatsko domobranstvo) birliklerine alındılar. 1941-1945 yılları arasında Ustaşa birlikleri, Nazilerin 'Untermenschen' ('aşağı insanlar') dedikleri Sırplara karşı sistemli bir soykırım yürüttüler.

    Tito'nun Yugoslavyası, Sırp soykırımını resmen hiç tanımadı. Zira Katolik olan Josip Broz Tito ve Edvard Kardelj, II. Dünya Savaşı sırasında işlenen Ustaşa suçlarını örtbas edip, unutmak ve unutturmak istediler. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Sırp nüfus çoğunluğuna sahip toprakları yeni kurulan Hırvatistan Sosyalist Cumhuriyeti'ne, Bosna-Hersek Sosyalist Cumhuriyeti'ne, Voyvodina Sosyalist Özerk Bölgesi'ne ve Kosova-Metohiya Sosyalist Özerk Bölgesi'ne dahil edildi. Hırvat Josip Broz Tito, Sırp milletini yapmacık sınırlarıyla parçalayarak Sırplara karşı soykırım gerçekleştiren Hırvatlar'ı, Boşnaklar'ı ve Kosovalı Arnavutlar'ı âdeta ödüllendirdi. Katliamlarda öldürülen Sırpların gömüldüğü toplu mezarların beton ile kaplanmasıyla ve Ustaşa vahşetinin gizlenmesiyle komünistler de Ustaşalarla böylece suç ortaklığı yapmış oldular. Komünist rejimi, seksenli yılların ortasına kadar Ustaşa cinayetlerini örtbas etmekteydi.
    Komünist işgaline rağmen, Sırplar Katolik-Müslüman ustaşaların vahşice öldürdüğü 50 bin Ortodoks çocuğunu unutmadılar.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Hırvatistan_Bağımsız_Devleti
    http://tr.wikipedia.org/wiki/II._Dünya_Savaşı'nda_Sırplara_yönelik_zulüm

    http://www.akademediasrbija.com/index.php?option=com_content&view=article&id=789:communist-crimes-against-serbs-and-russians&catid=45:english&Itemid=59
    COMMUNIST CRIMES OVER THE SERBIAN PEOPLE IN THE XX CENTURY

    Another crime against the Serbian people was the bombardment of Serbian towns from English air-planes in the period 1944-1945 by partisan navigators' guiding. They were obliged to guide the air-planes to the barracks and other military facilities, but they guided them to Serbian squares. Thus Belgrade was bombed six times, but always the civilian city centre where there were no military facilities, and one bombing occurred on the Resurrection of Our Lord on 17 April 1944, and on that occasion some 2.000 civilians were murdered, mostly women and children. Nis was bombed twelve times, Krusevac six times, and Podgorica 73 times. More than 5.000 people were killed there, so that the Montenegrian communists, expressing thanks to "Comrade Tito" for having bombed them so successfully, were the first in Yugoslavia to rename their town of Podgorica into Titograd.

    By bombing the Serbian towns, the air-planes of the English and American allies killed some 50.000 civilians – mostly women, children and old people who could not hide in their basements and other shelters.


Leave a Reply