1.4.17

Albert Camus ve Müslüm Gürses | dondurma üstüne su içmek


Merhaba sevgili seray severler. Şu anda elimde viskim ve şöminenin karşısında ayı postuna uzanmış bir şekilde meyvemi yerken yazıyorum bu yazıyı demek isterdim ama bildiğiniz sıradan bir masa başında yazıyorum. Ama ışıklı klavyem var, ışıkları kapatınca pavyon ortamı yaratıyor. (tek eğlencem) Yazının başlığı biraz garip gelmiş olabilir ama her ikisinin de benim şu sıralar hayatımda çok önemli yerleri var. Burada bir karşılaştırma yaparak yazıya meze etmek istemezdim bu iki muhterem kişilikleri ama tüm değerlerin popülizme kurban edildiği bir dönemde yaşıyoruz. Bundan dolayı üzgünüm. Yüce tanrı günahlarımı affetsin.


Şimdi diyeceksiniz Cezayir asıllı Fransız ünlü bir yazar ile arabesk şarkılar söyleyen Müslüm Gürses arasında nasıl bir ilişki kurabildin diye. Bence çok benzerlikler var ikisi arasında. En azından benim ruh dünyama yaptıkları katkılar birbirine benzer. Eskiden beri okuyanlar varsa bilirler takıntı yaptım mı onla ilgili ne varsa tüketmeden bırakmam, sonra da yüzüne bakmam. Ama bu kez öyle değil. Bu aralar Albert Camus ile ilgili ne varsa aldım ve okuyorum. Hatta okurken gözden kaçırırım diye "albert camus sözler" diye google'da saçma salak aramalar falan yaptım. (bilmediğim bir şey yokmuş) Böyle bir manyağım. Özellikle yalnız kalınca çok daha da takıntılı hale geliyorum. Bence benim hep çalışmam gerekiyor, boşluk yaramıyor. Müslüm de aynı şekilde son 2-3 ayda dinlemediğim şarkısı kalmadı sanırım. Ne varsa dinledim, hepsi ayrı bir güzellik ayrı felsefe bıraktı düşlerimde. (cümle sonunda camus etkilerini görebiliyorsunuz)

Öncelikle Camus okurken kitabı kapatıp sıkıldığım hiç olmadı. Hatta bir kitabını bir günde okuyup bitirdim.(Düşüş) Seks falan yapsam bu kadar zevk almazdım herhalde. Öyle mutlu oldum. Ertesi gün diğerine başladım, araya bazı kişisel problemler girmeseydi onu da bitirecektim sanırım. Bugün biraz daha okudum. Bazıları Camus okurken insanın yalnızlaşabileceğini, intihar etmek isteyebileceğini gibi şeyler söylemiş ama bence tam tersi kendimi buldum resmen. Beni ve yaşadığım bazı olayları anlatıyordu sanki. Sonuçta camus da yalnızdı ondan mı acaba yakın bulmam kendime cümlelerini, bilemiyorum. En son Türk Edebiyatı'nın en iyi romanlarından biri olan Nihal Atsız'ın Ruh Adam kitabı bu kadar hoşuma gitmişti.  Bunca zaman kendisini bilmeme rağmen okumaya tenezzül etmemem de benim çomarlığım olsun arkadaşlar.

"İnsanlar sevmiyorum çünkü düşüşlerini gördüm" demesi bile ne güzel. Ne çok gördük be Albert gözümüzde yücelttiğimiz insanların düşüşlerini, yalanlarını. Gel de sonra sev. Müslüm de belki sözlerini kendi yazmadı ama ne de güzel anlatıyor tam tersinden "sevdasız geçecek ömre hayret" diyerek. Camus'un şu düşünceleri bile tespitin kralı aslında. Vay beee gerçekten de öyle diyorsun. Bunu okuduğumda yaşadıklarım aklıma geldi tekrar, yine Müslüm dinledim.
"Dostlarınız kendilerine karşı içten olmanızı istedikleri zaman onlara inanmayın. Onlar , sizin için içtenlik vaadinde bulacakları ek bir güvenceyi kendilerine sağlayarak onlar hakkındaki iyi fikrinizi sürdüreceğinizi umarlar yalnızca. İçtenlik nasıl dostluğun bir koşulu olur? Her ne pahasına olursa olsun gerçek sevgisi hiç bir şeyi kollamayan ve hiç bir şeyin kendisine direnemeyeceği bir tutkudur. Bir kusurdur o, bazen bir konfordur ya da bir bencilliktir. Eğer bu durumda bulunursanız çekinmeyin. "Doğruyu söyleyeceğinize söz verin ve en fazla yalanı söyleyin". Böylece onların derin arzusuna yanıt verirsiniz ve sevginizi iki kere kanıtlarsınız onlara."
İçten olmak hiç bir zaman fayda getirmedi zaten. Mesela "yakışmış mı" diye biri sorduğunda içten bir cevap olarak bence olmamış sana dediğinizde kötü oluyorsunuz. Camus'un dediği gibi en büyük yalanı kim söylerse o baştacı hep.

Aslında şimdi anladım Camus okuduktan sonra efkar yapıyorum gerçekler yüzüme vurunca. Sonra da Müslüm dinliyorum. Birbirilerini tamamlıyorlar aslında. O yüzden Albert okuyan üstüne dondurma sonrası su içmek gibi Müslüm dinlesinler. Çivi çiviyi söker sobuçta. İyi ki yazmışlar iyi ki söylemişler. Gidip mezarına çiçek bırakacağım kişi listeme iki kişi daha ekledim. Toprağınız bol olsun Albert reis ve Müslüm Baba.

xoxo ukturko

18.1.17

Bir gün yine portakal yiyorum

Yazan: Ukturk | 18.1.17 | Kategori: | 3 Sesime ve fiziğime güveniyorum

Artık daha çok meyve yiyorum. Son zamanlarda mandalinayı bırakıp portakala geçtim. Çünkü daha ucuz ehe. Elinde sürekli mandalinayla dolaşan baba gibiyim. Tek farkım göbeğim yok ve kendim soyup kendim yiyorum. Bu aralar en büyük mutluluklarım da yine meyveler üzerine. Mesela bu ara en çok portakalın sulu çıkmasına seviniyorum. Elim yeterince pislenmediyse o portakal hayal kırıklığı oluyor benim için. Neyse ki son aldıklarım gayet suluydu, kim ürettiyse sevgilerimi iletmek istiyorum buradan o güzel kalpli portakalcı amcaya. Bu satıları da yine portakal yerken yazıyorum ayrıca. Sanırım dişlere de iyi geliyor diyorlar, bu sayede diş macunu masrafımı da yarı yarıya azaltıp artan parayla kebap yemeyi düşünüyorum. Bu kafayla çok yaşayamayacağım ben de farkındayım ama renksiz hayatıma böyle çeşitli saçmalıklar vasıtasıyla renk katmaya çalışıyorum. Tabii buna ren denilebilirse, olsa olsa kırık beyaz diyebiliriz.



Bir de çok rüya görmeye başladım ilginç bir şekilde. 30 yaşından sonra biten sosyal hayat ile birlikte rüya alemim canlandı, pavyon gibi oldu yemin ederim. Her türlü aksiyon var. Aksiyon deyince şimdi kesin başka şeyler geldi akıllara farkındayım ama yook öyle şeyler değil, bizimlaa değilsınızz. Aksiyon derken mesela sivilce falan sıkıyorum, mouse pili falan değiştiriyorum. Her zamanki gibi fantastik ve anlamsız tıpkı normal yaşamım gibi. Sivilce olayı ilginç ama anlatayım: (iki nokta üst üste)

Tabii rüyadayım, rüyanın vermiş olduğu bir rahatlık var sanırım üzerimde bi de ne göreyim güzelim sol göğsüm üzerinde sivilce var. Ne büyük ne küçük, bildiğin sivilce boyutlarında. Standart sivilce ehe. Beyaz başını da vermiş gel beni sık diye bağırıyor resmen. Ben de zaten sivilce görünce "sıkayım mı onu" diye yanaşan bir manyak olduğum için rüyada da olsa affetmedim tabii hemen sıkmak için parmaklarım arasına aldım. Ama o da ne ben şok!! sivilceyi sıkmaya gücüm yetmiyor, ben ki 10 kaplan gücünde bir insanım nasıl yetmez. Bi çaba bi daha deniyorum tam içindeki lanet olası pislik çıkacak gibi oluyor ıhhh çıkmıyor. Sıkmaya çalışırken yoruldum bi de artık nasıl bir güç harcadıysam küçücük sivilceyi sıkmak için. Son bir kez daha deniyorum biraz dışarı çıkıyor, kalanını da içinde alayım diyorum ama bu kez kolum gitmiyor gücü kalmamış, istiyorum ama olmuyor ve rüya the end. Resmen içimde kaldı yani o sivilce tam anlamıyla sıkamadım. Sonra rüya yorumlarına baktım sivilce sıkmak iyi bir şey ama sonucu getiremediğim için başıma ne gelecek diye bekliyorum şu an.

Böyle işte şimdi "yooo neresi ilginç bu rüyanın, sivilce falan bir sürü pislik anlattın okuttun bize" diyenler olabilir. Bence gayet ilginç kaç insan rüyasında sivilce sıkıyor veya mouse pili falan değiştiriyor. O da değişik bi şey bildiğin pil değiştirdim rüya bundan ibaret. Bilinç altım bana nasıl gizli subliminal mesajlar vermek istiyor bilmiyorum ama pek hayra alamet değil gibi sanki. Hakkımızda hayırlısı diyeyim gideyim ben.

Rüyalarda buluşalım tatlı kız.

xoxo ukturko hoca

21.12.16

Umutlarımın arasından "güneş" topla benim için

Yazan: Ukturk | 21.12.16 | Kategori: , , , | 3 Sesime ve fiziğime güveniyorum

Yağmur yağmıyordu artık kurumuştu her yer. Terk edilmişti her adım, hayat yoktu artık. Başka bir yer de yoktu gidecek. Olsa ne olacaktı gidecek miydim sanki? Yaşayamazdım ki başka yerde. Ne yapardım, olmaz gidemezdim belki tekrar bahar gelir diye bekledim. Yıllar sürdü, beklenen her şey olmuş ama bir yağmur yağmamıştı. Tam tükendim artık derken damla damla düşmeye başladı "yağmur". Her damlası ayrı bir mesajdı yağmurun. Her damlası bir şeyler anlatıyordu bana. Önce saklamak istedim her damlayı. O kadar çok beklemiştim ki her damlayı korumak istedim. Sonra duymaya çalıştım ama ne mümkün. Daha önce bilmediğim bir şeydi bu. Tanımlayamıyordum bile. Ama zamanla alıştım yağmurun sesine, yağmur sesim, ben "yağmur" oldum. Kuruyan topraklarım yeşermişti artık, her düşen damla hayat vermişti tekrar. Yemyeşildi artık dağlarım, çiçek açmıştı her yer. Yağmur dinse de yankılanıyordu "yağmurun sesi" dağlarımda, ovalarımda. Şarkılar söylüyordu bu sesle ırmaklarım. Bahardı sanırım bu, hiç bitmeyecek bir bahar sanki. Daha önce hiç bilmediğim bir ses tam bittim derken koşarak gelmişti. Sonra gitti yağmur, hani sesim olan, dağlarımı yeşerten, ovalarımda çiçekler açtıran "yağmur". Yağmıyordu yine, sesim kısılmış gibiydi. Bitmişti bahar, bitmişti açan çiçekler, yoktu dallarda cıvıldayan kuşlar. Bitmişti, eskisi gibiydi her şey, çoraklaşmıştı topraklarım.


Sonra kış geldi. Soğuktu havalar, kar yağsın istiyordu herkes ama ben hala yağmuru arıyordum. O sevdiğim yağmurun sesini bekliyordum özlemle. Biliyordum yağmayacaktı, yağmadı da zaten. Kar yağdı dedikleri gibi. Her hafta daha çok, daha çok. Yağdı dağlarıma, soldu çiçeklerim, kurudu yapraklarım, bitti özlemlerim.

Belki kardan sonra da güneş açacak. Kardan sonraki ayazda ısıtan güneş. Ohh be dedirten güneş, baharı müjdeleyen güneş. O açan güneş de sensin biliyorum. Zaten çok üşüdüm yağan karlarda. Bitsin artık, sessizce bekliyor umutlarım. Hadiii "umutlarımın arasından "güneş" topla benim için," açılsın yollarım.

*ukturko


3.6.14

Yurt dışında kız tavlamak için Yunan veya İtalyan olmak


Merhaba sevgili seray severler. Şu an omzum süratli bir şekilde ağrımaya devam ederken (sürat felakettir yapma etme dedim dinlemiyor) Ankara semalarından siz sevgi pıtırcıklarına sesleniyorum. Ankara seması dediysem uçakta değilim, pilot da değilim. Olsam olsam vecihi olurum hoho. Ama tüm bu olumsuzluklar size bilgi dolu! şeyler yazmamın önünde bir engel teşkil etmiyor. Bilen bilir Ankara'dayken genelde yazı yazarım, değişik bir memleket burası, kurtulamıyorum, bir şeyler oluyor sonra yine burada buluyorum kendimi. Benim lanetim de Ankara sanırım, birisi yoga yapsa da enerji falan yollasa da rahatlasam, çakralarım açılsa... Neyse canım gevezelik yaptım fazlasıyla, konumuz başlıkta da gördüğünüz gibi yurt dışına çıkınca nasıl kız tavlarız temalı. Bir çok unsur var bir araya getirmeniz gereken ama en önemlisini açıklayacağım bugün öhömm...


Evet, kendimizi ecnebi kızlarımıza Türk'üz diye tanıtmıyoruz. Burası çok önemli. Yunan, Kıbrıslı veya İtalyan oluyoruz. Hayır sapına kadar Türk'üm ben, olmaz öyle şey aga diye çıkmayın hemen, eminiz senden şampiyon ama nedenleri var, senin iyiliğin için hepsi :)

Birinci neden ülkemizi düşünüyoruz. Çünkü yurt dışına çıktın, gelmişken bir manita da yapsak fena olmaz, olmuyor böyle Hakan ile hep diye düşünebilirsiniz. Tabii herkes ülkemizi güzel temsil etmiyor, bu olumsuz puanlar hep Türk'ler şöyle Türk'ler böyleye dönüşebiliyor. O yüzden özellikle ilk defa böyle bir işe kalkışanlar kesinlikle Yunan'ım desin, hatta gülerek yumruğu sıkıp Hellas! diye bağırmalı ki inandırıcı olsun. Bu sayede yapacağınız acemilikleri de Yunan'a itelemiş oluruz, bir taşta bilmem kaç kuş. Vatanperverlik budur işte! :)

İkinci nedenimiz ise asıl nedenimiz oluyor. Niye böyle yapıyoruz çünkü Türk'lerin nedendir bilinmez (haha) kötü bir imajı var özellikle avrupa ülkelerinde. Ben de olmadı ama yaşayan arkadaşlarım var Türk'üm deyince ışık hızıyla kaçan kızlar var. Bu durum o kızların ayıbı ama gurbetçi gençlerimiz pek rahat durmuyor sanırım, ondan olabilir. Amacımız nedenlerini bulmak değil sonuca ulaşmak zaten, nedenlerine takılıp üzülmeyin. Bizim de kaderimiz buymuş ne yapalım :)

Neden bu üç ülkeyi seçiyoruz çünkü bize çok benziyorlar özellikle Yunanlılar ile benzerliğimiz üst seviyede bence, İtalyanlar da keze öyle. Bizim kızların "ayyy italyan" demesine bakmayın, bizden farkları yok. Aynı odunluk, aynı kıroluk onlarda da var haha :) Hatta onlar daha kötü, biliyorum, italyan gayet yılışık tipler. Ben zamanında daha gençken kendimi Türkiye'de popstarım diye tanıtmıştım, hiç işe yaramamıştı, acaba Türk'üm diye mi yoksa popstarım diye mi beğenmedi daha çözemedim hehe :)

Bu, ben Yunanım, İtalyanım olayını sadece barlarda, gece klüplerinde veya ne bileyim publarda falan yapıyoruz. Buralarda dolanan kızların zeka seviyeleri genelde üst seviye olmuyor, genelde tabii. O yüzden o dumanlı kafalarıyla sizin gerçekten Yunan olup olmadığınızı anlayamaz.Türk ön yargısını da bu şekilde kırmış oluruz. Aslında ön yargılı olmasalar çok sevecekler sizi ama işte bazıları da böyle. Dışarıda entelektüel sohbetlerinizde :)) yine Türküm diye dolaşın. Namımız kötü yayılmasın amaç :)

Son olarak selam verdiğiniz kıza öncelikle nereli olduğunu sorun. Ona göre milliyetinizi seçin. Yunan bir kıza aa ben de yunanım demeyelim, sonra kitlenir kalırsınız :) Bir de tabii bir isim soyisim belirleyin kendinize. Yunan için Dimitri, İtalyan için Francesco gayet güzel tercihler, bunlardan şaşmayın. Selanik'liyim falan deyin mesela, biraz bilgi edinin orası hakkında. Emek ve zaman harcayın bu iş için. Öyle Alanya'da Rus turist tavlamak değil bu, aynı kefeye koymayalım, basitleştirmeyelim, biraz da seçici olalım, kendinize saygınız olsun. :)

ÖRNEK:

- Hey.
- Heyy!
- Burası da çok sıcak değil mi sence de (böyle ortaya karışık sıradan muhabbetler)
- Evet yaa (sıcaklık alırsanız hemen soru cümlesiyle devam ediyoruz)
- Nerelisin sen hiç buralılara benzemiyorsun (standart cümlemiz haha)
-  Çek'im ben, ya sen?
- (gevelemeden) ben Dimitri Selanik'ten bilirsin hellas (gülüşmeler) (Dileğe göre annanem Türk diyebilirsiniz muhabbet genişler, Türkiye'den yardırırsınız) :)

Bu dediklerim kuzey ülkelerindeki kızlarda işe yaramayabilir, belki de yarar bilmiyorum. Çünkü bir deneyimim yok onlarla ilgili. O yüzden yerinde incelemek ve sizlere aktarmak için haziranın sonunda İzlanda'ya gidiyorum. Oradaki ortamı çok merak ediyorum, hiç o ülke insanı ile muhatap olmadım. Deneyimlerimi yine bu sevgi dolu sayfalardan sizlere aktaracağım, bir rehber gibi olacak. Görüşürüz sevgili Dimitri'ler  :)

xoxo ukturko

22.3.14

Twitter | dns olmadan vpn ile giriş yolları


Merhaba sevgili seray severler. Biliyorsunuz 20 Mart 2014 günü twitter engellendi ülkemizde fakat dns ile yine çatır çatır girilmeye devam ediliyordu. Fakat bugün itibariyle dns ile girmek de mümkün olmamaya başladı. Şimdi burada twitter'a dns dışında nasıl giriş yaparız onun yollarını söyleyeceğim sizlere. Evet bunların hepsi vpn isimini verdiğimiz çözümler olacak. Yıllardır internete vpn üzeri bağlanan bir kaçak olarak siz blog severlere önerilerim :)


Bu arada yasak uzun süre devam ederse en çok bloglara yarayacak gibi. Bir şeyler yazmak isteği güdenler bloglarına geri dönecek paşa paşa haha :)

-----Ücretsiz Çözümler:

Tunnelbear: Ben şahsen telefonumda bu uygulamayı kullanıyorum twitter için. Gayet hızlı ve güvenilir bir site. İstediğiniz ülkeden (5 farklı seçenek) bağlanabiliyorsunuz. Normal şartlarda 500 MB tutarında bir ücretsiz servisi var ama şu an için Türkiye kullanıcılara yönelik herhangi bir sınırlama koymamaktadır. İlk deneyeceğiniz bu olsun, kesinlikşle memnun kalacağınızı düşünüyorum. İndirmek için aşağıdaki linklere tıklayınız :)

----> Android ve Iphone...

Zenmate: Bir chrome eklentisi. Bilgisayardan girmek için başka bir şey tercih etmeyin bence. Çok başarılı. Sadece yapmanız gereken chrome'a eklenti olarak eklemek ve açılan sayfada mail adresinizi girip get secured demek. Bu kadar kolay. Twitter kaldığı yerden devam demektir bu eklenti, sorunsuz ve güvenilir.

----> Chrome

Stealthy: Bilgisayardan da girmek istiyorum diyenler için yukarıdaki tunnelbear uygulaması kullanılabilir yine bir de bir Chrome eklentisi olan Shealhty kullanılabilir. Ben olsan tunnelbear tercih ederim ama bu da fena değil yine, denebilir. Deneyin, firefıox'da da mevcut ayrıca. İndirmek için;

----> Chrome ve Firefox

--- Ücretli Çözüm

En kesin çözümlerdir. Ben de kullanıyorum uzun zamandır. İnternette yaptığınız ,işlemler sonucunda bir iz bırakmak istemeyenler içib birebirdir. Hızlıdır. Kendi seçtiğim bir vpn servisinin buraya yazayım. Biraz araştırırsanız daha farklı sitelerde bulabilirsiniz, seçenek çok bu alanda. Sadece twitter için ama bence gerekli değil. Yukardaki ücretsiz olanlar işinizi görecektir rahatlıkla.

Hide My Ass: Görüp görebileceğiniz en başarılı ve hızlı vpn servisidir. Bir sürü başka ülkelerde konuşlanmış serverları vardır. Yasaklı sitelere giriş için uzun süreli bir çözüm isteyenler için birebirdir bence. Ücret kısmına gelince şöyle efenim şuradan inceleyebilirsiniz. Biraz pahalı bir servis mesela aylık isterseniz 11 dolar gibi bir ücreti var. Sadece twitter için gerekli değil bence ama paşa gönlünüz bilir :)
----
Bir uyarı bu eklentileri kullanıyorsanız yasaklı sitelere girerken kullanın. Özellikle bakacılık işlemlerinizi yerine getirirken disable konuma getirmeyi unutmayın. Sevgiler :)

NOT: Sanırım burayı kapamayı unutmuşlar. Buradan girebilirsiniz  bilgisayardan girmek için herhangi bir şey gerektirmeden. Kapanırsa diğerlerni deneyin. Mobile Twitter --https://mobile.twitter.com/


xoxo ukturko

5.2.14

30 yaş ve 'biraz üstü' kadın gerçeği!


Merhaba sevgili seray severler. Mart ayının ondokuzu olduğunda resmen 30 yaşına girecek biri olarak fazlasıyla heyecanlıyım. "Sen de heyecanlanacak yer arıyorsun kuzum yaa" diyebilirsiniz ama kolay değil 20'li yaşlardan 30'lara geçiş yapacağım sonuçta aaa :) Psikolojik bir sınır bu, elbette pek değişen bir şey olmayacak kısa vadede ama gönülde ferman dinlemiyor sonuçta öhömm. Bu psikoloji ile epeydir sağda solda muhabbetini yaptığımız 30 yaş ve üstü kadınlar hakkında fetva vermek istiyorum. Kadınların hepsi çiçektir elbet 20'si 30'u yoktur :) ama aklı karışık olanlar için bir höykürelim bence... yoksa içimde kalacak, kalmasın.

Hani hep derler yaa erkekler çocuk gibi ne zaman 30-35 olurlar o zaman olgunlaşmaya başlar diye bence bu kadınlar için de geçerli bir durum. Tam olarak karşılaştırma yapılamasa da kadınların da 30'undan sonra farklı bir boyut kazandığını söyleyebiliriz. Artık bunu hormonal sebeplerle mi yoksa çok farklı sebeplerle mi açıklarız bilmiyorum ama var böyle bir şey. Tabii bu, 20-23 yaşındaki bir kadına "aayyy sen de kadın mısın" demek değildir. Onların da gençliklerinin verdiği güzellik elbet yok değil, küstürmeyelim şimdi.  :)


Peki nedir 30 yaş ve biraz üstü kadınları diğerlerine göre farklı kılan sebepler hm?

Mesela bu kadınları değerli kılan en önemli özellik zırt pırt sizden mesaj beklemez, beş dakikada bir aramaz, mesaj atmaz. Bu demek değildir ki, sizi sallamaz, sizi merak etmez. Çalışıyordur veya senin de işin olabileceğini düşünebiliyordur o yüzden böyle gereksiz şeylerle uğraşmaz. Tadında yapar bunu da yapacaksa. Ama mesela 20'li yaşlarında öyle kızlarımız var ki hele bir attığı tonlarca mesajın sadece birine cevap verme hemen "ayyy sen beni sevmiyorsun kaaan" moduna girer.

Sonraaa efendime söyleyeyim, ne istediğini , ne beklediğini biliyordur. Bir gün öyle bir böyle değil. Bazıları var ki böyle sabah başka ruh halinde, akşam başka ruh halinde. Doğal olarak erkek kişisi de ne bu lan bir karar ver artık diye isyan bayrağını açabiliyor. Halbuki 30 yaşına gelmiş bir kadın böyle mi, vallahi öyle değil. Sabah "kaancım ne kadar da mutluyuz değil mi" akşam olunca "bir yerlerde hata yapıyoruz sanırım" En büyük hata sensin diyemiyorsun tabii :)

Bir de şey var. 30 yaşına gelmiş bir kadının kendine olan güveni tam olduğu için (genelde) saçma sapan kıskançlıklar yapmaz. Mesela her kızı potansiyel bir tehlike olarak görmez, "ayyy yelloza bak nasıl da baktı" demez, dememeli zaten. Kavga bile çıkartanlarını varmış! Bir de kız sana bakar ama azarı sen yersin, ne yapalım lan gözünü mü bağlayalım kızın :) O yüzden 30 yaş kadını bu konuda sizi rahat hissettirir. Tabii kadın kendine güveniyor diye siz de işin çakallığına kaçıp "oooo fıstığa bak" diye dolanmamalısınız. O zaman 30 yaşın çiftesi nasıl olur görebilirsiniz. Sert olabileceğini söyleyebilirim :)

Trip sayısı çok azdır, kapris falan bilmez. 20li yaşlarında kızlarımızın bir çoğu sanki yaradılıştan gelmiş bir özellik gibi saatte bir trip atmadan yaşayamıyorlar. Siz de doğal olarak başlarım arkadaş tribine diye kaçıp uzaklaşıyorsunuz. Sürekli bir şeyler geveleyen, hiç bir şeyden memnun olmayan bir tiple nasıl zaman geçsin ama değil mi? Çocuk mu avutacağız, kreş mi yazıyor alnımızda hoho :)

Daha da yazabilirim ama uzatmayalım. Bu bir genelleme değildir tabii, her 30'lu yaşlarındaki kadın süper olmadığı gibi her 20'li yaşlarında kadın da kötü değildir. Ama çoğunluğu esas alırsak böyle bir durum maalesef mevcut :) 30'lu yaşlarındaki kadınların tek dezavantajı eğer bekarlarsa (ki ilgi alanımız onlar) "evde kaldım yaaa" moduna girenleridir, onlardan uzak durmak gerek aman aman. 30'lu görünümünde 20'lik onlar. Hepsinden beter, ayyy ayyy :)

Sonuç olarak, 30'lu yaşlarına gelmiş kendine bakan bir kadın her zaman bir adım öndedir ama 40 olunca ne olur bilemem oralar uzmanlık alanımın dışında, aranızda varsa 40'lık bir ablamız ondan bilgi alabiliriz :) Olgun erkek iyi olduğu gibi olgun kadın da iyidir. Seviyoruz.

ukturko. (hem 20 hem 30 sever)

22.1.14

Vine videoları | foseptik çukuru gibi mizah!


Merhaba sevgili seray severler. Bugün atarlı günümdeyim, bazı kesimlere atar yapıp gideceğim. Eminim yine sessiz çoğunluğun sesi olacağım bu yazıyla. Çünkü bu konu hakkında yazmasam içimde kalır, böyle şişer şişer kocaman olur. O yüzden bir kaç satır da olsa karalamam lazım, "yeter ulan, bu nedir aga?, nerede yaşıyorsunuz siz, ananız babanız yok mu sizin ulan" diye dolanacağım yoksa. Konumuz vine videoları ve onları çeken ergenler ve yaşı büyük beyni küçük olanlar. (daha da ağır konuşurdum da abdestim bozulmasın) hoho!


Evet, son dönemlerde oldukça popüler olan bir sosyal medya uygulaması Vine'dan bahsedeceğim. Aslında baktığımızda gayet mantıklı bir oluşum, kısa kısa 6-7 saniyelik videolar çekebiliyorsun ve bunu arkadaşlarınla paylaşabiliyorsun, twitter'ın videolusu gibi bir şey. Ama gel gör ki, özellikle ülkemizde öyle bir akım başlamış ki; bu vine denen uygulama çok farklı bir boyut kazanmış. O boyutu kazanmaz olaydı, boyu devrilesice diyenleri duyar gibiyim. Teneşirlere gelesinizzz diye de ben ekleyeyim öhöömm.

Arkadaşların video çekip paylaşmasına, hatta kendi aralarında saçma sapan eğlenmelerine sözüm yok. Ergen işte ne bekliyorsun ki sonuçta. Ama olayın boyutu çok farklı, geçen aylarda baktım bir çok kişi "ayyyy bu çocuk çok komik" veya "bunun videolarına hastayım, çok yetenekli" gibi şeyler deyince, merak ettim bir kaç video izledim ve yorumum: "Bunun neresi komik arkadaş, ne içiyorsunuz siz" oldu. Bir kaç tane daha izledim, yok ıhhh, zerre komik değil ama ("gel gör beni aşk neyledi") bir kitle var (beyin nakli yaptırdıklarını düşünüyorum) bu videolara ahahahha hihihihi tarzı tepkileri verebiliyor. Ya mizah denen şey artık piyasadan kalktı ya da bunlar bildiğin salak. Başka bir seçenek yok, kusura bakmayın canlarım.

İzlediğim kadarıyla da bir vine videosu için gereken malzemeler ise şunlar, yaz kızım; (Büyük hizmet)
- Bir adet saçını şekil verdiğini sanan apaçi veya kezban. Arzuya göre bir kaç apaçi/kezban aynı video içerisinde de kullanılabilir. Yine isteyenler damak tadına göre biraz kaşar serpiştirebilir videoya. Paşa gönlünüz bilir.
- Bir kaç adet küfür, özellikle sonunda olursa tadından yenmez. Bir amouğagoyummm tarzı ne oldu anlaşılmayan bir küfür ile mizahın doruklarını yaşayabilirsiniz. 
- Bir telefon (olmazsa olmaz)
- IQ seviyesinin normalin altında olması videoların başarı oranını artıracaktır. "Ayyy ben çok zekiyim ki" diyenler, video çekebilir, beyninize sağlık.
- Bir adet dağınık oda
- Biraz küfür (haha pardon söylemiştim)
- Ağız işsizlik ve dehşet verici bir "ruhsal" ergenlik
Gördüğünüz gibi bir çok içerik bunlardan ibaret. Küfrü komiklik sanan, mizah sananlara kafam girsin (oldu mu komik, söylesenize) bence olmadı. Bir de bunların fenomenleri falan çıkmış, hiç birini bilmiyorum ama eminim bir çoğu yukarıda saydığım özelliklere uyuyordur. Bakınız burada en iyi vine videoları diye bir video var, izledim abi bu kadar mı basit mizah ulan, zeka seviyesi ilkokul terk resmen.

Açıkçası o kadar yazdım ama bu videoları nasıl komik bulabiliyorsunuz anlamam pek güç, vallahi güç. Recep İvedik'in milyonları sinemaya topladığı, Akp'nin yüzde elli oy aldığı bir ülkede beklentileri çok yukarı çekmemek lazım aslında. Büyüğü nasılsa ergeni, genci de öyle oluyor, aha işte ancak bu kadar oluyor. Son olarak foseptik tipi mizahınızda boğulun vine severler, (bunu da anlamamışlardır ayyy canlarım).

Doyamadım yazmaya, efenimm vallahi bu ülkede bu kadar çok zavallı olduğunu bilmiyordum (doğru düzgün kullanan arkadaşları tenzih ederim) hiç mi güleceğiniz bir şey yok bunlardan başka, hııı canım hııı :)

ukturko. (youtube misyoneri)